Archives

Search

Evrim ulayu Abiogenez

November 14th, 2009 by begteginli

-1
Biyolojik evrim dediğimizde bunun ne anlama geldiği üzerinde hepimizin anlaştığı bir tanım olması gerekli. Hayatla ilgili herhangi bir şeyin değişiminden nasıl etkilendiği üzerine bulanık bir kavram mı? Eğer biyolojik evrimin anlamı bizim için buysa o zaman bağımsız yaşayan organizmalar ortaya çıkmadan önceki bütün değişimleri de buna katmamız gerekli. Diğer taraftan, daha bilimsel bir evrim tanımı kullanırsak bazı biyolojik değişimler buna dahil olmayacaktır. Asıl soru hayatın ortaya çıkışı, veya abiogenez, evrimin bir parçası mı yoksa başka bir şey mi olduğudur. Biyolojik evrimin biyolojide çok yararlı olduğunu kanıtlamış bilimsel bir tanımı var. Bu tanım (tanım gereği) canlı organizmaların popülasyonlarının varlığını gerektirir. Bu popülasyonların ortaya çıkışından önceki herşey açık bir şekilde önemli olsa da biyolojik evrim değildir. Şimdi, biz biyolojik evrimin bu tanımını canlılığı oluşturan ilk moleküllerin ortaya çıkışını da kapsayacak şekilde genişletebiliriz ama bu çözdüğünden daha çok soruna neden olacaktır. Ve de allellerin fekanslarındaki (görülme sıklığındaki) değişimler ile popülasyonların evrimini açıklayan yeni bir terime ihtiyacımız olacaktır.

Bir de işin politik yönü var. Bir çok insan biyolojik evrime inanmıyor. Onları evrimin, sürecin, gerçek olduğuna inandırmak isterim. Günümüzdeki organizmaların bundan milyarlarca yıl önce yaşamış olan bir ortak atadan evrimleştikleri de net bir bilimsel gerçektir. Bu olgular biyolojik evrimin benim temel olduğuna inandığım kavramlarını da kapsıyorlar. Bu noktada halkı eğitmek için bir şansımız var. Eğer insanlar ilk organizmanın tanrı tarafından yaratıldığına inanmak istiyorlarsa şimdilik bununla yaşayabilirim. Önceliklerimizi belirleyelim. İnsanlara biyolojik evrimi anlatmaya çalışırken onu, bence yanlış bir şekilde, hayatın ortaya çıkışı ile birleştirip kendimizi zora sokmayalım. O strateji daha başlamadan yıkılmıştır.

Bence “evrimin” bir çeÅŸidi olan kimyasal evrim gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bu süreç ilk canlı hücrelerin oluÅŸumuna katkı saÄŸlamıştır. Kendi kendini eÅŸleyen moleküller arasında bir tür seçilim olmuÅŸ olabilir ve moleküllerden bazılarının ortamda zenginleÅŸmesi ile sonuçlaÅŸan rastlantısal olaylar gerçekleÅŸmiÅŸ olabilir. Bu iki süreç doÄŸal seçilim ve sürüklenmeyi genetik algoritmaların onları taklit ettiÄŸi kadar ancak andırır. Bununla birlikte doÄŸal seçilim (ulayu sürüklenme) için modern türlere uygulanan daha iyi bir tanımın olması yararlıdır. Bu tanım yararlı olabilmek için canlı organizma popülasyonlarına muhtaçtır. “DoÄŸal seçilimin” tanımını kendi kendini eÅŸleyen molekülleri de kapsayacak ÅŸekilde geniÅŸletmenin bir yararı yok. EÄŸer bunu yaparsak benekli güvenin ve Galapagos ispinozunun evriminin mekanizmasını açıklayan yeni bir terime ihtiyacımız olacak. Bu yeni terim kendi kendini eÅŸleyen molekülleri kapsamayacak. Asıl soru kendi kendini eÅŸleyen moleküllerin seçimi ile biyolojik doÄŸal seçilimin aynı doÄŸal süreç olup olmadıklarıdır. Bence deÄŸiller – bu demek deÄŸildir ki aralarında benzerlikler yok, benzerlikler tabi ki var.

Bence abiogenez biyolojik evrim ile aynı ÅŸey deÄŸildir ve kesinlikle “Darwin’in evrimi” (Darwinian evolution) ile aynı ÅŸey deÄŸildir. Canlılığın ortaya çıkışının alışılmışın dışından bir ÅŸey, özelikle de doÄŸaüstü bir güç gerektirmeden kendiliÄŸinden olan bir süreç olduÄŸunu savunuyorum. DiÄŸer taraftan, biyolojik evrimin ilk canlı hücre topluluÄŸunun ortaya çıkışı ile baÅŸladığını da savunuyorum.

Bazı bilimadamları hayatının başlangıcını evrimin tanımından ayırmanın saçma olduğunu savunuyorlar. Biri bunu jeoloji çalışıp dünyanının oluşumunu incelememeye benzediğini de önerdi. İddia ettiğine göre dünyanın oluşumu bir jeoloğun çalışmasının bir parçasıdır. Bu yüzden, ona göre dünyanın oluşumunu jeolojiden ayırmak saçmadır. Katılıyorum. Yaşamın başlangıcı biyolojinin bir parçasıdır. Diğer taraftan, biyolojik evrimin bir parçası olmak zorunda değildir. Daha uygun bir benzerlik tabaka tektonikleri ile dünyanın oluşumu arasında kurulabilir. Tabakaların hareketleri bizim dünyanın geçmişini anlamızda çok yardımcı olurlar. Dünyamızın jeolojik hareketlerinin 4.5 milyar yıl once dünyanın oluşumu ile başladığı açıktır. Ama dünyanın yıldızlar arası gazlardan yoğunlaşarak oluşması tabaka tektoniği değildir. Çatlak oluşumu, tabakaların dalma ve batması, tabaka hareketleri, volkanik bölgeler vs. gibi jeolojik olaylar dünya soğuyup üstü katılaşıncaya kadar başlamadılar. Ben de biyolojik evrimi jeolojinin tabaka tektoniğine benzetiyorum. Başlangıç ile bağlantısı var ama aynı şey değiller.

[Bu yazı Laurence A. Moran’ın "Evolution and Abiogenesis" adlı yazısından çevrilmiştir. Yazının aslına (Bioinfo.med.utoronto.ca/Togeç) adresinden ulaşabilirsiniz.]

Posted in Learning | No Comments »

« Previous Entries